Depresyonu hepimiz farklı şekillerde yaşarız. Kimimiz  depresyonu hafif yaşarken kimimiz ağır şekilde yaşar. Kimimiz öfke yoğunluklu bir depresyon yaşarken kimimiz de üzüntü hissederek, ağlayarak, çok yoğun acı çekerek depresyonu deneyimler.

Depresyondayken geleceği karanlık görürüz. istediğimiz şeylerin gerçekleşmeyeceğini düşünürüz. İstediğimiz işte çalışamayacağımızı düşünebiliriz mesela ya da yalnız kalacağımızı veya yakınlarımızın bizi sevmediklerini düşünürüz. Halbuki karamsarlık depresyonun etkisi altında yaşadığımız bir durumdur. Her zaman için yapılabilecek bir şeyler vardır. Psikoterapi sayesinde depresyonu yenebiliriz. Kendi gücümüzü keşfedebiliriz.

Depresyonu olan insanlar, günlük işlerinin üstesinden gelemediklerini düşünürler. Günlük yapılacak eylemleri yapmak eğer depresyondaysak bize çok zor gelir. Bir türlü yerimizden kalkıp harekete geçemeyiz. Depresyon geçiren kişilerin yakınındaki insanlar da bu süreçten etkilenirler. Hatta depresyon yakın çevreyi  eşit derecede etkiler diyebilirim, bundan dolayı genellikle danışanın yakınları durumla nasıl başa çıkılacağını ve depresyondaki kişiye nasıl yardım edileceğini bilmezler. Eğer danışan izin verirse depresyon geçiren danışanın yakınlarıyla ayrı görüşmeler yapmak çok kıymetlidir.

 

DEPRESYON BELİRTİLERİ:

 

Fizyolojik düzeyde

Yorgunluk, uykusuzluk ya da hipersomnia , kilo kaybı ya da artışı, cinsel istek kaybı,yaygın ağrılar, kramplar, kas gerilmeleri, enerji kaybı ortaya çıkar.

 

Bilişsel düzeyde

Konsantre olma, ayrıntıları hatırlama ve karar verme güçlüğü çekmek. Kendiniz, gelecek veya diğerleri hakkındaki olumsuz düşünceler. İntihar düşünceleri.

 

Davranış düzeyinde

Davranışlarımızın yavaşlaması, banyo yapmak istememek, arkadaşlarla görüşmeye isteğin azalması, çocuklarla ilgilenmeme.

 

Duygusal düzeyde

Keder, kaygı. Umutsuzluk ve karamsarlık, suçluluk duygusu, çaresizlik ortaya çıkar. Sinirlilik ve huzursuzluk.

 

Depresyon ve nedenleri:

Depresyon çocukluk yaşantılarımızla bağlantılıdır. Çocukluğumuzda incinmişsek depresyona girmemiz daha yüksek ihtimal olacaktır. Psikoterapilerde çocukluk yaşantılarının üzerinde çalışmak gereklidir.

Eğer mükemmelliyetçi bir tutumumuz varsa kendimize karşı, bu durumda da depresyona girmek kolaylaşıyor maalesef.

Depresyon ile ilgili bir başka unsur ise depresyondaki kişinin  KENDİ KENDİNE ÖDÜL VERME DAVRANIŞININ eksikliğidir. Depresyondaki bireyler kendilerine ödül vermezler genelde ve kendilerini takdir etmezler veya kendilerine iltifat etmeyen bireylerdir.  Depresyondaki kişiler genelde çevrelerinden sosyal destek almayan kişilerdir. Ruh halimizin bir düzenleyicisi, çevremizle etkileşim yardımıyla elde ettiğimiz sosyal desteklerdir.  Yani ne kadar çok sosyal destek o kadar düşük depresyon diyebilirim.

Sevdiklerimizin kaybı, karmaşık ilişkiler, iş kaybı ya da bireyin yönetemediği stresli ve travmatik olaylar , depresyonun tetikleyicileri olabilir.

 

DEPRESYON ÇEŞİTLERİ:

 

Maskeli depresyon:

 

Bu tip depresyonda, en karakteristik semptom, baş ağrısı, baş dönmesi, bağırsak sorunları şeklinde somatik şikayetlerdir. Depresyon için  yaygın olarak anladığımızın aksine, şahıs yürütülen faaliyetlerde üzüntü, ilgisizlik veya zevk bulmakta güçlük çekmez. Yani normal bir şekilde hayatını sürer fakat aslında depresyondadır. Fakat depresyon kendini aslında ağrılarla baş dönmeleriyle veya bağırsak sorunlarıyla göstermeye çalışmaktadır. Ama kişi tüm bunları yaşadıklarını depresyonun bir parçası olarak tanımlamaz.

 

Doğum sonrası depresyon:

 

Bu tür depresyon, genellikle doğumdan sonraki günlerde ortaya çıkar.

Bu tip depresyonda, göze çarpan semptomlar derin bir üzüntü hissi, günlük aktiviteleri yapmaya istek duymamak, sinirlilik ve bebeğin bakımında zorluk yaşamak.

 

Mevsimsel depresyon

Güz ve kış aylarında görülür. Mevsimsel depresyon güneş ışığına bağlı değişimler tarafından yönetilen melatonin ve serotonin düzeylerindeki değişikliklerle ilgilidir. Hepimiz daha azca güneş ışığı aldığımız  dönemlerde melatonin ve serotonin seviyelerinde değişimler yaşarız.

 

 

DEPRESYONUN SONUÇLARI

Depresyon geçiren kişi genellikle yeni dostlar edinmeye motive olmuyor. Başkaları için bir “yük” olacağını düşünmeye eğilimli oluyorlar  ve kişi ailesine, çocuklarına veya arkadaşlarına zaman ayırmıyorlar. Tüm bunların neticesinde yavaş yavaş sosyal bağlarını kaybedebiliyorlar. Gitgide yalnız kalma durumları ortaya çıkıyor.

Depresyonun en yaygın sonuçlarından biri performansta azalmadır. Depresyona konsantrasyon güçlüğü ve diğer zihinsel zorlanmalar eşlik eder

Kişi depresyondayken sıklıkla güçlendirici günlük aktiviteleri terk ederler. Örneğin arkadaşlarıyla buluşmaz, dışarı çıkmaz, keyif aldığı şeyleri yapmaz. Bundan dolayı, günlük yaşamlarında olumlu küçük yaşantıları yaşayamazlar.  Bu da zamanla kişiyi çok daha mutsuz bir hale sokar.

Depresyonlu kişilerin aile ilişkileri çoğu zaman bozulmaya başlar. Bu nedenle genellikle aile aktiviteleri yapmaktan vazgeçerler. Ayrıca sinirlilikleri ilişkilerde bozulmaya neden olabilir.

 

DEPRESYONDAN NASIL ÇIKARIZ?

Bilişsel davranışçı danışmanlık sayesinde  danışan kendini ve duygusal tepkileri anlar. Bunun  yanı sıra kendine güveni ve stratejilerini üreterek mevcut ya da  geçmiş problemleri ve çatışmaları çözmeyi öğrenir. Seanslar sayesinde zor durumları çözmenize izin veren başa çıkma becerileri öğrenirsiniz.

 

Bilişsel davranışçı danışmanlık, bireyin  özerkliğini geliştirmeye odaklanır. Böylece  danışanlar günlük durumları ve negatif duyguları engellenmeden yönetir hale gelirler.

 

Sevgi ve Şefkatle kalın 🙂

 

 

 

Uzman Klinik Psikolog Zümrüt Çetin‘den , yaşadığınız durumu derinlemesine inceleyeceği ve sizin için en müsait terapiyi tasarlayacağı bir ilk danışma Randevusu isteyin .