Kıskançlık, artık sevdiklerimiz (ebeveynler, partnerler …) veya en azından istediğimiz veya gereksinim duyduğumuz yoğunluk ve frekansla duygusal olarak karşılıksız olmadığımıza inanırken hayal kırıklığı hissi ile karakterize edilen subjektif bir konum olarak tanımlanabilir.

 

Kıskançlığı tetikleyebilecek birçok neden vardır. Çocuklukta, küçük  bir erkek kardeşin doğumundan sonrasında kıskançlık görülür. Bir bakıma, çocuk kendini korur ve daha önce kendisine verilen ve şimdi paylaşılması ihtiyaç duyulan aynı dikkati göstermeye devam ettiğini iddia eder. Bu nedenle, belirli bir uyarlanabilir değere sahip olabilir. Bununla birlikte, birçok durumda, kıskançlık tepkisi abartılır, zamanla uzar ve aile ilişkilerinde büyük hastalık ve bozulma gösterir. Bu durumlarda, ustalaşmış yardımın lüzumlu olduğu zamandır.

 

Belirtildiği şeklinde, kıskançlığın tüm bölümlerinde, onu kışkırtan ve sürdüren olaylara bakılmaksızın subjektif bir duygusal sıkıntı ve hayal kırıklığı deneyimi vardır. Bu nedenler, gerçek olabilir ve nesnel gerçeklere uyabilir yada gerçek dışı (hayal veya icat edilmiş) olabilir, bu durumda klinik bir bozuklukla yüz yüze kalabiliriz.

 

Normalde, kıskançlıktan muzdarip olan çocuğun yada kişinin yanıtı, aynı duygusal alanı paylaşmak için rakip olarak algılanan müdahaleci kişiye karşı kıskanç ve kırgındır.

 

Kıskançlık ayrıca nesnel gerçekler, başkalarının duyguları, gelecekteki sonuçları ve nihayetinde gerçeklik algısı ile alakalı bilişsel bir çarpıtma periyodunu de ima eder. Bu daha negatif bir yük ekler ve çocuğun düşük kişilik saygısı, endişe yada vehamet resimlerini artırabilir, ancak aşağıda tartışıldığı benzer biçimde ahenksiz davranışları da artırabilir.